Farz Etki Öldün

Farz Etki Öldün !

İstersen gel bir beş dakika ölümü düşünelim…
Azrail hiç hazırlıksız geldi dikildi başına.
Ama senin ölümünü nasıl mı? Şöyle:
Düşün ki hiç hesapta olmayan, hep ertelediğin, ölüm; sana genç yaşta geldi…
Kılmadığın namazlar, her şey bir anda gözlerinin önünden geçti.
Dersim var diyerek kılmadığın namazlar, işim var diyerek ertelediğin ameller hepsinin bir anda dünyada kalacağını, uğraşlarının boşuna olduğunu aklından geçirip eyvah diyebildin!
Azrail’i karşında görünce neden şimdi? Diyebildin yutkunarak…
Oysa hesaplamalarına göre daha önünde çok zaman ve sonu gelmez hayallerin vardı.
Dünyada aklından geçirdiğin hayaller bir anda silindi beyninden sadece aklına İslam için yapmadığın es geçtiğin şeyler geldi sorgu sual esnasında ki durumun geçti gözlerinin önünden…
Ve Azrail çırpınışına bakmadan ruhunu çekmeye başladı parmaklarının ucundan…
Acıta acıta dikene takılmış keçe gibi çekmeye başladı ruhunu.
Nefes hırıltılarının sesi korkutucu. Tıkanmış lavabo gibi sanki.
Vücudun fazla dayanamadı bu duruma ve artık ruhun bedenden ayrıldı…
Bedenin de hareket kalmadı.
Bir et yığınından başka bir şey değilsin artık, çalışma yok eğlence yok sessiz sedasız bir taş gibi korunmaktan acizsin, iğne batırsalar duymaz suya atsalar niye atıyorsunuz diyemezsin.
Çünkü sen ölüsün… Bas baya ölüsün şebeken çekmiyor sinyalin gitti dünya uydusunun frekansı kesildi… Kalp çizgilerin düz çizgi haline geldi!
Ölünü yere yığılmış görünce ilk iş olarak canlandırma aşamasına kalktılar, kalp masajı suni teneffüs ama ne çare öldüğünü anlayınca, yüzüne bir çarşaf örttüler.
Evine acı haber saldılar; çocuğunuz hakkın rahmetine kavuştu diye…
Aldılar seni odandan sana özel tek kişilik odaya ağırladılar…
Morgdasın…
Buz gibi bir mekân…
Birazdan morgdan alınıp evine götürecekler seni, sevdiklerin başına üşüşüp ağlayacaklar…
Eğlenirken pavyonda diskoda gece aleminde yapma etme diye ağlamayanlar sen ölünce ağlayacaklar iş işten geçince yani. Kim günah işliyor diye başkası için üzülür ki değil mi?

Her neyse ne işte sen artık ölüsün.
Beyaz kefenin başucu en yakının tarafından açılıyor…
Seni gören fenalık geçiriyor…
Sana can veremiyorlar…
Sen morgda bir kişilik yeri işgal ederken boyuna göre küçük yatağın (kabrin) çoktan hazırlanmış…
Ölümü hiç düşünmemiş iken, işte ölüme adım attın hiç ummadığın bir zamanda.
Oysa hep ölümlü olarak başkalarını düşündün gittiğin cenazeler sana ibret olmamıştı.
O geceyi tüyleri diken diken eden yerde geçirirken sıcacık yatağın korku salacak evdekilere…
Rahmetlinin yatağıydı diyecekler…
O odan korku salacak…
En sevdiklerin bile korkacak senden, hareket etmeyen bedenin onlara korku filmi gibi gelecek halbuki müdafaasız kendini savunamayan bir et yığını olduğunu unutacaklar…
En sevdiğin kucağına aldığın çocukların yanaşamayacak yanına sokulamayacak bedenine korkacak senden…
Bir an önce gömmek isteyecekler başlarından atmak istercesine.
Ölümün birçok kişiye kısa zamanda unutacakları önemli dersler verir…
Ölümünle kimi dul kalacak, kimi yetim, sevgilin varsa birkaç gün ağlayacak o kadar…
Kimine evlat acısı tattıracaksın, kimine adını koyamadığımız acılar…
Allah rahmet eylesin diyecekler ardından.
Artık adın bile yok cenaze ne zaman kalkıyor diyecekler.
Sen hala o soğuk yerdeyken cenazenin kılınacağı camii ve kılınacak namaz vaktin belirlenmiş olacak ve kısa bir zaman diliminde yakın çevrene öldüğün bildirilecek…
Cepten arayanlar olacak, cep telefonunu kapatacaklar:
“Aradığınız kişiye ulaşılamıyor…
Lütfen tekrar dene(me)yiniz.
Ona artık ulaşamazsınız…
O artık dünyalı değil…
O artık bir cenaze, bir ölü!
Yakınlarını arayacaklar ulaşamayınca.
Onlarda hüzünlü bir şekilde öldü diyecekler!
Telefon konuşmaları da ölüm kokacak anlayacağın…
Sen morgdayken ölüm ve ölümün konuşulacak evlerde…
Ne komedi programları güldürür ne de savaş görüntüleri üzer…
Gündemde sen varsın…
Ölümün var…
Şu konuşmalar çok işitildi:
_ Acaba sıra kimde?
_ Senden sonra acaba kimin adı okunacak?
_ Daha dün görüşmüştüm!
_ Hala inanamıyorum!
_ Demek ki ölümün yaşı yok!
_ Bir gün biz de öleceğiz…
Ve sabah olur…
Dünyada bir gün bile kalmana razı olmazlar…
En sevdiğin kişiler seninle gelmez kabre mesela,
Amellerin ile baş başa kalırsın.
Ne bir yardımcın olur beni kurtarın diyeceğin ne bir ailen,
Allah’ım deyip inlesen de kimseden zerre fayda olmaz sana…
İlk kez varlığın sıkıntı verir…
Sen hala oracıkta iken gasil hane kapısına adın yazılır…
Orası ne hamamdır ne de evindeki banyo…
Ömürde bir defa yıkanılan bir yerdir orası…
Buz tutmuş bedenin sıcak sular altında çözülürken tenine dokunanlara unutamayacakları bir ürperti verirsin…
Ve ölümünden sonra ikinci durağın olan tahtadan yapılmış bir binek kapı önünde seni bekliyor…
Ömürde bir defa binilen tek binektir o…
Ve iki üç kişinin yardımıyla cansız bedenin tabuta koyulurken kılını dahi kıpırdatamayacaksın.
Beni nereye götürüyorsunuz diyemeyeceksin!
Yine ömründe ilk ve son kez bineceğin bir araba sana özel kiralanmış…
Ve yola koyuluyorsun…
Canlılar arasında kıvrıla kıvrıla ölüm dansı yaparak en azından Cuma kıldığın camiye geliyorsun…
Daha doğusu getiriyorlar…
O kalabalıkta tek ölü sensin…
Ve sana ölü muamelesi yapacaklar…
Çünkü sen ölmüşsün…
Musalla taşı…
Taşların en ürperteni! Taşların en acımasızı! Taşların en soğuğu!
Senin için toplanan kalabalık, öne geçmen için yol açacak…
Ve o taş kim bilir kaçıncı konuğunu ağırlıyor! Ne ölüler geçti o tezgâhtan!
Senin oradaki varlığın bir ölüm toplantısına vesile…
Kılınan namazdan sonra; Rahmetliyi nasıl bilirdiniz?
Sorusuna seni tanıyan iyi bilirdik der, tanımayan kişi de Allah daha iyi bilir der.
Haklarınızı helal ediyor musunuz? Sorusunu kimi cevaplar kimi susar.
İşlediğin günahları bir bilseler iyi bilirdik diyenler, iyi ki işlediğim günahları bilmiyorlar dersin.
Alırlar tekrar omuzlara kabre kadar götürürler seni, senin için hazırlanmış tek kişilik oda kazılmıştır.
Çıkarırlar ölünü tabuttan, itinalı bir şekilde yerleştirirler ölünü!
Üzerine tahta koyarlar sıra sıra, en sevdiklerin başlar toprak atmaya!
Ve her şey tamamlanmış hayatın hayallerin dünyada kalmış hesap vakti gelip çatmıştır!
En sevdiklerin bile çeker gider seni kendinle baş başa bırakır!
Kaldın mı şimdi amellerinle baş başa!
Hani çok seven arkadaşların! Sen günah işlerken aman bir şey olmaz diyenler seninle girdiler mi kabire!
Seninle hesap verdiler mi! İşte görüyorsun seni yalnız bırakıp gittiler! Adını bile unuttular şimdiden sana cenaze dediler!
Hiç kimsenin kimseye faydası olmayan dünyada başkalarının demesiyle hareket etme!
Ürpertti isem bana kızma! Bu, senin dünya hayatında yeni bir bakış açısı yakalaman içindi.
Açık gezenler, namaz kılmayanlar, Kuran’a göre hayat yaşamayanlar, kızlar erkekler, sevgililer, anneler, ablalar, zina edenler, tövbe edenler hepiniz tek tek öleceksiniz!
Peki nasıl ve ne şekilde öleceksiniz! Yarın şunu yapacağım, yarın namaza başlayacağım, yarın tesettüre gireceğim diye kendini kandırma!
Yarın diye bir şey yoktur İslam’da her yarın bugündür. Çünkü tövbe hemen şimdidir.
Ölüm bu kadar yakın ve hatırla daima bu yazdıklarımı!
Çünkü ölümü düşünmek az hata yapmanı sağlar…
Ölümü unutma ey kardeşim çünkü o ani gelir…
Hazırlıklı ol… Nasıl bir sınav için yıllarca hazırlanıyorsan ahiret için de aynısını yap!
Ölüm çok yakın…
Ve ölüm aniden gelir!

Belki şimdi, belki daha sonra…

Yazan: Mustafa Kuş

Yorum Gönder

“Farz Etki Öldün” üzerine 12 yorum

  1. Hocam Allah razı olsun yüreğinize emeğinize sağlık çok güzel yazmışsınız yalan dünyada aldanıp gidiyoruz Rabbim hepimizin yardımcısı olsun dualarınızı bekliyoruz saygılar.

  2. Allah senden razı olsun imanimi kuvvetlendirdin Günahlarima aglamama sebep oldun Allah binlerce kere razi olsun

  3. Allah için konuştun aslında insanların menfaati gereği ama yinede Allah onun yolunda olanları bagislar ders almak lazım tekrardan Allah razı olsun

  4. Yine Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

    “Zevkleri bıçak gibi keseni -ölümü- çok hatırlayın!”

    1. Bir kısım tasavvuf ehli, zikrettiğiniz hadisi kendilerine günlük ders haline getirmişlerdir. Her gün bir kaç dakika, mümkünse sessiz bir ortamda, gözlerini kapatarak yıkarıda anlatıldığı gibi ölümü tefekkür ederler. Böylece ölüm gerçeğini bilmenin ötesinde hissetmeye başlarlar. Bu hissediş zamanla onların günlük yaşamlarını kontrol etmeye başlar. Artık karar, fiil ve davranışları, ölüm sonrasına göre şekillenmeye başlar. Buna ölüm rabıtası da denir.

  5. Ne diyebilirim ki gerçekten gönüllere dokunmuşsun, insanlığın islamla şerefyar olacağı ve huzur bulacağı bu imtihan dünyasında ümitvarız ve ölümü, ahireti hatırlıyoruz.
    Allah razı olsun sevgili kardeşim

  6. Yüce Allah bu güzel yazına emeğine karşı mükafatlandırsın inşaallah biiznillah

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir