Tesettürle Yücelmek

Tesettür İnsanı Yüceltir

Allah ve Peygamber Efendimizi(sallallahu aleyhi ve sellem) Hazreti Ebu Bekir(radıyallahu anh) gibi gönülden sevenlerin, hiç tereddüt etmeden “Allah ve Resulü ne söylüyorsa doğrudur.” diyerek ve amalara sığınmadan, acaba düşüncesi gütmeden, gönülden âşk ve sevgiyle onu dışına yansıtan kişinin, tereddütsüz uyguladığı sevginin yüceliğidir tesettür. Hakiki Allah sevgisinin dışa yansıyan şeklidir.

Kapalı bir zarf gibi yalnızca sahibi okur onu. Bize verilen bir mektup nasıl şahsımıza özelse, tesettür de Müslüman kadının bir hediyesidir erkeğe. Nasıl ki hediye paketini sadece ait olduğu kişi açıyorsa; tesettürlü kadında erkeğe karşı hediye paketi gibidir. Kadın hediye kadar özel, elmastan daha değerlidir. Siz elmasın manavda açık bir tezgâhta karpuz gibi satıldığını gördünüz mü? Allah kadını elmastan daha değerli gördüğü için tesettürü gerekli görmüştür. Nasıl ki elmasın muhafazası bir kilitli kasası varsa ve en korunaklı şekilde gizleniyorsa bu değerli olduğu içindir. İnsanoğlu değerli gördüğü her şeyi gizler bu fıtratında vardır.

Tesettür bilincinde olmayan, açık bir hanım kolundaki altın bileziklerini bir bez ile sarıp gizleme ihtiyacı hissetmiş, fakat kendisi diz üstü şort ve üzerine daracık askılı bir bluzu hiç çekinmeden giyinmiş, göz göre göre “Ben şu kolumdakilerden daha kıymetsizim bana bakın onlara el-göz sürmeyin” demeye getirmiş. Kendisini kolundaki birkaç bin lira kadar değerli görememiş kendinde. İşte İslam o kolundaki altından daha değerli görmüş kadını ki gizleme yasasını Kuran’ı Kerime koymuş yüce yaratan.

Tesettürün yalnızca şehvetli bakışlardan değil; güneşin zararlı ışınlarından da koruduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Tesettürlü yaşlı bir bayanla, açık gezen bir bayan arasında yaşlanma farkı vardır. Tesettürlü kadınlar daha genç gösterirler, açık kadınların vücutları daha çok sarkar ve yüzleri kırışır. UV (ultraviyole) ışınlarına kapalı bayanlar daha az maruz kalır.

Hazreti Meryem’in(radıyallahu anha) edebi, Hazreti Fatıma’nın(radıyallahu anha) sevgisini ve hayâsını temsil eder tesettür.

Tesettür gereklidir. Tabi İslam’a göre olursa!

İslam’ı ticarete dönüştüren bir kısım insanların oyunlarına niye geliyoruz? Bakıyorsunuz İslam’da olmayan kıyafetler nasıl oluyor da İslam’a uyduruluyor. Başına İslam koyduğunuz zaman her şeyi araştırmadan neden kabul ediyoruz. ‘‘İslami Moda’’ başına İslam koyduğunuz zaman caizdir anlamı mı taşıyor? Bu moda hayatımızı, giyim tarzlarımızı alt üst etti. Değişik değişik ayet dışı kapanmalar meydana geldi.

Tesettürlü olduğunu zanneden bazı başı kapalılar var. Bir Müslüman bayanın sadece başındaki bez parçası mıdır tesettürü sağlayan? Başa mendil kadar bir örtü alınıp, diğer yerlerini açıkta bırakmak, tesettürün yüceliğini, değerini ayaklar altına almaktır. Tesettür Ayet-i Kerimeye göre değil de maalesef modaya göre belirlenmiş durumdadır. Hakkı konuşmayı “Hak” için yapan gönüller var bizde. Onlar ki Allah için yazar; parmakları yorulmaz, Cennet için koşar; dizleri kanamaz. Ayet-i Kerimeyi bildirmek hedefimiz, Hadis-i Şerifi yaşatmak gayemizdir. İman ile çarpan kalbimizin huzurunu dilimize bulayıp susmayacağız, Allah için konuşacak, dilimiz ile incitmeyeceğiz. Bu yolda uykusuz kalan gözlerimizi yine bu uğurda güzele bakmamak adına kapatacağız. Salih genç o ki güzele bakmanın günah, güzel bakmanın sevap olduğunu bilendir.

Rahmet Peygamberi Hazreti Muhammed’in(sallallahu aleyhi ve sellem) Taif’te taşlanınca sarf ettiği sözleri, inletiyor bazen kulaklarımı ”Bilmiyorlar ya Rabbi bilseler böyle yapmazlardı.” (İbnu Mes`ud). Taif’tekiler gerçekten bilmiyorlardı. Kitap yoktu, televizyon yoktu, internet yoktu hemen sorup anında cevap alacağımız telefon yoktu, İslam yazınca binlerce site çıkacak Google yoktu. Şimdi bilmiyorum diyen, yalancı kişiyle eş değer bir kişiliğe sahiptir. Üşengecim desek daha iyi olmaz mı? Kimse gücenmesin, bu yüzden kızmasın bizlere bir kere, tek bir kere dönüp aynaya bakıp incelesin kendini. Doğru muyum ben? Acaba İslam’a gerçek manada kalben tabi miyim? diye sor kendine. Gerçek müminler çabalasa da bilmeyenler daha fazla. Okumuyoruz dinimizi, içini, zenginliğini, Rabbimizin bahşettiği tesettürün ne büyük bir âşk olduğunu okumuyoruz, insanın yalnızca iman ile yüceleceğini okumuyoruz. İşte bu yüzden kıyafetlerimizi bir süs aracı olarak kullanılıyor ve ilk emir “Oku” nidasıyla başlarken, biz okumaktan kaçıyoruz.

Okursak yücelir, okursak mümin olur, okursak Allah için yaşarız. Binlerce ehlisünnet site, milyonlarca kitap var, peki daha neyi bekliyoruz bilgimizi ahlakımızı tesettürümüzü yüceltmek için. Bilmediğimiz için, uyduruk kıyafetleri İslami sanıp onunla alçalmaya çalışıyoruz. Nefse güzel gelen, arzuları tetikleyerek, şehveti ön plana çıkararak alçalmaya çalışıyoruz. Bir nebze olsun araştırmıyor Allah ne emretmiştir diyerek bakmıyoruz. Havadan bahaneler üretip araştırmayı erteliyor ve günahı olmayan zamana atıyoruz suçu, zaman değişti; zaman kötü diyoruz da değişenin bizim kirli kalplerimiz olduğunu kavrayamıyoruz. Moda gibi örf ve âdetimizde ve en önemlisi de İslam da olmayan batıl libas hukukunu benimsiyoruz. Allah için atan kalbimize bir fanusa tıkıyoruz. Kalp Allah için Allah diyerek çarparken ve onun kalkanı da tesettürken biz moda çamuruna bulanmış ellerimiz ile oluşturduğumuz fanusu kapıyoruz, Allah için çarpamayan kalp huzur değil buhran salgılıyor…

Bilseler yaparlar mı? Öğrenince düzelirler mi? Soru işaretleri ile dolu düşünceler harmanı gelecek…Korku ile baktığımız bu çarpık düzende “Modern Tesettürü” soktular içimize, genç kızlar, analar, bir birlerine bakarak oluşturuyorlar artık giyim tarzlarını; kırmızılar, morlar, deri ceketler, pantolonlar, taytlar, yetim kollar tesettür ile alakası olmayan kıyafetleri giyip, başlarına taktıkları bez barçası ile kapandıklarını sandılar. Moda tarafından acımadan kandırıldılar. Ya da ne bileyim işimize mi öyle geldi ne!

Oysaki kalp gözü ile bakmaya çalışılsa derinden hissedilir tesettür, Necip Fazıl KISAKÜREK, İman ve İslam Atlası isimli eserinde bu konuya ilişkin “Vücut çizgilerini aynen gösterici hatta abartan, pantolon, gömlek vesaire, örtünme şöyle dursun bazı şekillerde büsbütün açılmaktan beter.” Yazmıştır. Çünkü nasıl ki açık gezmek haramı açık olarak işlemek ise, dar ve dikkat çekici giyinmekte de Teberrucdur. Yine Üstadın dili ile “…ha kasabın çengelinde yüzülmüş koyun, ha örtüsü kaldırılmış kadın…”.

İslami tesettürü okumadıkları için bilinçsizce böyle bir tarz oluşturuyorlar kendilerine. Bilmiyorlar ki, gerçek İslam’a göre, Hadis-i Şerif ve Ayet-i Kerime hukukunca giyinen tesettürlülerin günahı da onlara yazılıyor ve onların hakkına da giriyorlar. Çünkü yapılan yanlış bir hareket ile tüm tesettürlülere laf getirmekte topumda tesettüre bakılan tutumu değiştirmektedir. Bazıları da günahını bildikleri halde, bile bile yanlış tesettürü kullanmaktadır. Nefsin bu kadarını yapmaya yettiğini düşünüp, sevap kazanacağını düşünmek, Kuran-ı Kerim okurken bir yandan da göbek atmaya benzer. Çünkü ortada Ayet-i Kerimeyi değiştirme hususu vardır “Rabbim senin yazdığın devrin şartlarına uygun değil, ben düzene göre değiştiriyorum” anlamı taşır. Haşa bu boyut korkunç derecede derin cehennem azabı ve günahın en büyüğüne sürüklemekte insanı.

“Ne kapalılar var, öyle olacağına kapanmam daha iyi” diyerek bir haramı işlemekten kaçarken bir FARZı terk eden açık kadınlar da var. Bu durum bilgisizlikten ve okumamaktan ileri gelmektedir. ‘‘Tesettüre girmem gerek çünkü farz bir emir, çevredekilerin çoğu İslam’a göre kapanmayı bilmiyor. Ben kapanarak, kapanmayı bilmeyenlere örnek olmalıyım’’ demiyor da “kapanmam daha iyi” diyor. Tüm bu düşünceler de şeytanın ve nefsin kulağa fısıldadığı başka bir bahanedir aslında.

Kapalı(sözde) bir genç kız erkek arkadaşlarıyla laubali tavırlarla, çok rahat konuşup oturup sigara içebiliyor, yolda ağzında sakızı patlata patlata, bağıra çağıra konuşarak dolaşıyor, kafasındaki kocaman gözlük, kendi kafasından belki iki kat daha büyük bir topuz ile güya şık ve modern oluyor. Gözlük normal de göze takılması gerekirken, dikkat çekmek için onu aksesuar olarak kullanarak başının üzerine koyuyor. Üzerine tesettür farz olan bayanlar da erkekler de bu görüntüden rahatsız olmalı, rahatsız olmuyorsa ümmetin gidişine sessiz kalıp rahat uyuyorsa, kalbinde sızlama hissetmiyorsa o kalpte var olan Allah ve Rasûlullah’ın sevgisini sorgulaması gerekmektedir.

Başına taktığı örtünün Ayet-i Kerime olduğunu biliyor çoğu kadın ve ona göre takıyorlar örtüyü başlarına, ama başı kapatmak Ayet-i Kerime, kapanmak farzmış, diyor sadece. Özne nesne ve yüklem üzerinden yaşanıyor tesettür. Kadın, örtü, kapatmak… Durum, miktar, boyut şartlar sadece teferruat, aradaki boşluklar ise kalp temizliği ile siliniyor. Yani sadece duyumlarla hareket eden örtülüler var. Araştırma yok, Google’ ye İslami tesettür yazmak yok kütüphaneye gidip araştırmak yok sadece ayetmiş diyor. Hangi Ayet-i Kerime diye sorsan ona bile merak edip bakmamıştır. Yâda sadece ama sadece saçı kapatıp vücudu teşhir edince, tesettür emrini yerine getirdim günahından kurtuldum zannediliyor.

Okuyan fakat nefsine uyanlara da ALLAH hidayet versin, onların gözünde dünya daha cazip demek ki, onlar dünyanın lezzetine göz boyamasına aldanmışlar, gaflet içinde nefislerinin peşinde at koşturmaktadırlar. Bazı Kur’an Kursu ve ilahiyat hocalarını buna açık olarak örnek verebilmekteyiz. Örnek olamayanlar, okuduğu okulun ne anlam taşıdığını bilmeyenler var. Kendileri de moda dergisinden fırlama, Ayet-i Kerime’den habersiz gibi duruyorlar.

İslam’ı öğreten anlatan ve yazan kişilerin örnek olması bu yolda yürüyen kitap haline bürünmesi gerekmektedir. Yaşayan kişi, yazan kişiden daha çok kalbe işler ve kabul edişi hızlandırır. Hoca vasfına bürünen kişilerin İslam’ı yanlış anlatması neticesinde Müslümanlık günün koşullarına ayak uydurma ve bunu çeşitli kıyafetler ile normalleştirme uğraşına dönüştürmüş durumda. Mevsimlik kapalı denilen kesim de bu görüşün neticesinde vuku bulmuş halde. Yazlığa veya tatil köylerine gidildiğinde vücudunu sergilemekten hiç ama hiç çekinmeyen ve sorulduğunda “Yazlık yer, herkes açık, kimse beni fark etmez.” diye cevap verenler. Haşema dedikleri uyduruk mayoyla o kadar kalabalığın içinde denize girildiğinde, vücut suyla temas ettiği zaman yapışmakta ve iğrenç bir görüntü oluşmaktadır. Bir haram tek bir sefer işlendiğinde zaman dahi hayâ ve edep duygusu sandığa kilitlemektedir. Haram ve helal kavramı; mevsime, duruma ya da insanların bakışlarının kişinin üzerinde olup olmamasına göre değişmez, böyle olsa kişi tanınmamak adına yüzünü çeşitli şekillerle gizler kıyafetin önemi olmazdı. Tesettür tepeden tırnağa tüm vücudu kapsar.

Tesettürün tüm vücudu kaplaması ile birlikte kalbe de işlemesi farzın gereklerindendir. Tesettürlü veya kapalı bir şekilde mahrem ortamdan dışarı çıkıldığı vakit “Güzelsin, bugün çok şıksın” gibi cümlelere maruz kalındığında kalbe sorulması gereken ilk soru “Acaba kıyafetim ile dinime yakışıyor muyum?” ya da “Örtün çok yakışmış” denildiği zaman “Ben örtüme yakışıyor muyum?” diyerek kişinin kendini sorgulaması gerekmektedir. Kibir hâsıl oluyor ve kendini beğenme meydana geliyorsa, örtüye Allah için bürünme hususunda açık bir şüphe vardır.

Rahmet Peygamberi Hazreti Muhammed(sallallahu aleyhi ve sellem) Hadis-i Şerifte:

“Kalbinde hardal tanesi kadar iman bulunan bir kimse cehenneme girmez. Kalbinde hardal tanesi kadar kibir bulunan kimse de cennete girmez” buyrulmuştur.”

Müslim, İman 147, Ebu Davud, Edeb 29, (4091), Tirmizi, Birr 61, (1999)

Görüntüyü güzel kılmak, namahrem ve mahrem gözlere hitap etmek için giyinmek, “Güzel desinler” düşüncesi ile örtünüldüğünde, ‘şöhret elbisesini’ ismini almakta bu Hadis-i Şerifte:

“Kim dünyada şöhret için elbise giyerse, Allah ona kıyamet gününde zillet elbisesi giydirir Sonra da onu cehennemin alevli ateşlerinde yakar” (Ebû Dâvud) şeklinde belirtilmektedir.

İslami tesettürü modaya uyarlayarak şık ve güzel görünmek adına toplum tarafından saygınlık kazanmak örtü gerçeğine aykırı, zillet elbisesine eş değerdedir. Bilinçli bir şekilde toplumumuza ve dinimize sokulan bu tesettürde şıklık kavramı, Ayet-i Kerimeyi yaşayanların dahi sevabını azaltmak; bakışları ve kalpleri kirletmek amacı gütmekten başka bir oyun değildir.

Bayanın tesettürü taşıyamaması, dikkat çekecek şekilde giyinmesi “Evlerinizde oturun.” Ayet-i Kerimesini çiğneyerek dışarı çıkmasına, mahrem gözleri üzerine çekerek tesettüre laf getirmesine sebebiyet vermektedir. Burada laf atan erkeklerle birlikte, lafa maruz kalan tesettürü taşımayan bayan da suçludur, ikisi de günahkârdır. İslam’a göre giyinmiş edepli bir hanıma da laf atan arsızlar da yok değildir hayatımızda. Kalbin de Allah korkusu olmayan bu kişilerin amacı, tesettürlü bayanda gördüğü bir unsur ile gözünü hoş etmek değil, nefsinin verdiği emir ile şeytanı hoş kılmaktır. Bu kişi veya kişilerin kanı bozuk, mayası harcı iyi atılmamış, İnsan kılığına bürünmüş şeytanın kölelerinden biridir sadece. Erkeğin tesettürü olan “göz kapaklarına” hâkim olamayan veya olmak istemeyen günah çukuruna gömülmüş bu kişilerde günah tek taraflı olup Ayet-i Kerimeyi hak ettiği ölçülerde üzerinde taşıyan bayan, ihtiyaç sebebi ile dışarı çıktığı takdirde mesuliyeti bulunmamaktadır.

Mahrem olmayan ortamda bulunduğumuzda, normalleştirilmeye çabalanan moda tesettüre kapılmamak adına kendimizi sürekli sorgulamamız gerekmektedir Âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygambere layık mıyız? O’nu yansıtıyor muyuz? Bize bakan kişiler bizde, bir Hazreti Fatıma(radıyallahu anha),, bir Hazreti Hatice(radıyallahu anha), olarak görebiliyor mu? Asrısaadette inşa edilen, temeli atılan, o günkü İslam’a yakışıyor muyum? Kendine dönüp ben iyi bir kul muyum? Rabbimin verdiği bu bedeni hakkıyla sakınıyor muyum? diyerek defalarca sormamız gerekmekte; “Kendini azarlamayı bilen kendiyle savaşan İnsan bilge insandır.” sözü gereği de bilgeliği Müslüman kalbimizde Allah için aramalıyız

Peygamber Efendimizi(sallallahu aleyhi ve sellem) Taif’te, maddi taşlar ile taşlayan Taiflilere eş şimdi ise okumayan Müslümanlar, Efendimizin getirdiği emirleri, Hadis-i Şerifleri manevi anlamda taşlıyor. Hem de hiç farkında olmadan. Ezip geçiyor… Taşları dünya heveslerine atmamız gerekiyor. Dünya çıkarları söz konusu olduğu zaman, dünyalık bir mertebeyi aşmak varsa hedefte, okul da müdürün, rektörün, öğretmen laf ediyorsa, iş yerinde patron izin vermiyorsa, emirler anında uygulamaya çalışılır, onların sözlerini Kitabullahı geçer. Efendimizin(sallallahu aleyhi ve sellem) sözlerini dünya hevesleri ve amirleri için çiğnediğimiz zaman ahirette kimden şefaat isteyebileceğiz? Hocadan, rektörden, müdürden ve patrondan onların verdikleri puandan diplomadan maaştan ve işten; dünyada gelmiş ve geçmiş her şeyden daha değerli olan Âlemlerin yaratılış sebebi Kâinatın Efendisi Hazreti Muhammed’den(sallallahu aleyhi ve sellem) daha önemli olması mümkün olabilir mi?

Şimdi kimin sözü daha üstte? Ayeti-i Kerime, Hadis-i Şerif bir tarafta; dünya için oluşturulmuş tesettür karşıtı istekler diğer tarafta.

Tesettürlü sokak modasına, kişi arzu ve isteklerine uymamalıdır. Dönüp şöyle bir Asr-ı Saadete doğru yüzümüzü çevirmiyor, bir Hazreti Aişe(radıyallahu anha), bir Hazreti Fatıma’ya (radıyallahu anha) özenmiyoruz. Efendimize bir taş da biz atmayalım artık. Taif’teki taşlar başını yardı, yüzünü kanattı Efendimiz ’in (sallallahu aleyhi ve sellem), ama sen âlemlere rahmet olan Peygamberimizin kalbini kanatma, emirlerini taşa tutma, sen Medineli Ensar ol ve kabullen. Taş atanlar gibi cahilce bilgisizce iş yapma.

Taif’lilerin ayak sesleri olmayın sokakta, Sahabeyi Kiramın kalbinin sesi ile yürüyün gerçeğe.

***

(Günah mı a“şık” olmak kitabımdan alıntıdır)

Sabırla okuduğunuz için teşekkür ederim, yazı hakkında görüş bildirmeyi ve yorum yapmayı unutmayın.

Yazan : Mustafa Kuş

“Tesettürle Yücelmek” üzerine 11 yorum

  1. Esselamu aleykum ve rahmetullahi ve berekatuhu Allah Azze ve Celle razı olsun inşallah abi. Elhamdülillah Tevhid (kuran ve sünnet) yolunda olduğumuz sürece doğruları söyleyeceğiz İslam hakiki İslam biz Allahın yeryüzündeki askerleri ile yayılacak. Efendimiz sav ve ashabına selam olsun Allahın ayetleri ve onun yaşantısı bize tek rehberdir. Nur suresi 31 Ahzab 59 bu ayetleri yaşamadıkça tesettür örtünme nasıl olabilir. Allah hidayet versin bu devirde açığı kapatmaktan kapalıyı kapatmak zor. Allahın izni ile doğruları söylemeye devam.
    Selam ve dua ile
    Selamunaleykum

  2. Söylediğiniz gibi okuma özürlü bir toplum olduk, yazı çok güzel ama daha kısa yazılar paylaşırsanız bizimde paylaşıp okunmasını sağlamamız daha kolay olur. Allah muvaffak etsin.

    1. Burası bir blog sitesidir, 10 dakikamızı almaz okumak, kısa yazılarda konular havada kalır, hele hele bir blog Yazarı iseniz kişinin aklındaki soru işaretleri ve sorgusundan kurtulmak zordur.
      Biz “Oku” emrinin fedaileri,
      Sonra “Yaz” Diyenin yolundayız. Burası Instagram yada diğer sosyal medya gibi değildir. Bir cümle ile anlatılamayan konulardan biridir buda.
      Selam ve dua ile Allah razı olsun.

  3. Allah Teâlâ Azze ve Celle sizden razı olsun güzel kardeşim benim memleketimin insanı olman ve bu yolda il’m yayarak elini kalbini yorman beni çok gururulandırıyor Rabbim yolunu daim ve kim etsin inşaAllah Es Selamun Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berakatuh

    1. Aleyküm selam Erdinç Bey, teşekkür ederim, ilim yolunda artık mekan ortadan kalktı teknoloji ile dünyanın her yerine ulaşmak mümkün hale geldi. Bizde bunu en iyi şekilde yerine getirmenin gayreti içerisinde oluyoruz. Dua eder dua beklerim.
      Teşekkür ederim Allah razı olsun..

  4. Çok güzel anlatmışsınız günümüz problemini Allah razı olsun insaAllah bir kız kardeşime hidayet vesilesi olur..

  5. Hocam uygulamalarınızı kullanıyorum, hepside çok faydalı, Allah razı olsun, fakat fotoğraf kullanmasaniz daha iyi olur diye düşünüyorum nacizane.

  6. Selamun aleyküm. Ya çok güzel şeylere değinmişsiniz. Allah razı olsun. Sizin sayenizde artık Tesettürüme daha da iyi bir şekilde bağlanacağım. Sevmekle kalmayıp aşk ile tutunacağım. Çünkü bir Kadının namusudur tesettürü ☺️

    1. Aleyküm selam Zehra Hanım, faydalı olabildiysek ne mutlu bize…
      Allah cümlemizden razı olsun inşallah.
      Selam ve dua ile…

  7. Selamunaleyküm
    Kuran-ı Kerim’de Buyuruldu ki:

    يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ قُلْ لِاَزْوَاجِكَ وَبَنَاتِكَ وَنِسَٓاءِ الْمُؤْمِن۪ينَ يُدْن۪ينَ عَلَيْهِنَّ مِنْ جَلَاب۪يبِهِنَّۜ ذٰلِكَ اَدْنٰٓى اَنْ يُعْرَفْنَ فَلَا يُؤْذَيْنَۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَح۪يمًا
    Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve Müminlerin kadınlarına söyle, bedenlerini örtecek elbiselerini giysinler. Bu, onların tanınıp incitilmemelerine de daha uygundur. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
    Ahzab Suresi Ayet 59
    Ayrti Kerimenin Arapçasında cilbabihinne geçmakte bu cilbabın çoğuludur bu cilbab ne peki arama motorlarına bile yazssanız çoğu islam karşıtı olmalarına ramen çarşafı karşınıca çıkaracaktır yani dışarı çıkacaklarında kıyafetlerinin üzerine cilbablarını örtsünler demek
    Şimdi örtmek kelimesinin kelime manasını unutmayalım bir şeyi insan niye örter başkası o şeyi görmesin diye veya börtü böcek ona ilişmesin zara görmemesi için o örtülen şey fark edilmemesi için örtülür şimdi herkez kendini hesaba çeksin erkeği kadınıyla herkez Allah tesettürü sadece bayana değil erkeklerede Peygamberimiz vasıtasıyla emretti göbekle diz kapağı arasını kapamayı bu örttüğümüz zannettiğimiz yerler gerçekten bakan kişi o örtülmesi gereken yerlerin hatlarıyla beraber görüyormu yoksa o örtülen yerin altında ne var belli olmuyormu örtmek alttakini belli etmemekti alttaki belli oluyorsa eğilip kalktığımızda basenlerinizi belli ediyorsa o örtünmekmidir yoksa kendimizi kandırmadan başka birşey değilmidir siz karar verin artık benden söylemesi uyarması dua eder dua beklerim yanlız hayırlı olanından olsun 😊

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir