Evlilik Ve Düğün

Evlilik Ve Düğün ( Birinci Bölüm )

İnternet ve medya sayesinde, ulaşılmaz gibi görünen dünyamız, artık küçük bir köy haline geldi. Basit bir tıkla veya kumandanın bir tuşuna basarak; Paris’i, Londra’yı, Madrid’i evimize getirebiliyoruz. Tabi Paris, Londra gelirken tek başına gelmiyor ve peşinden sürüklediği ideoloji ve felsefe silahlarıyla haçlılar, beyinlerimize saldırı başlatıyor. Biz de bunu modernizm akımı olarak görüyor, benimsiyor ve kabul ediyoruz. Ülkemizi askeri silahlar ile işgal etmek yerine, beyinlerimizi kirli düşünce unsurları ile işgal ettiklerinin farkına varamıyoruz. Her şey bilinçaltımıza noktasından virgülüne kadar iliştiriliyor. Artık Avrupa bizlere Hristiyan kültürünü satıyor ve farkında olmadan gelen bu kültürü biz fütursuzca baş tacı yapıyoruz. Üstat Necip Fazıl’ın söylediği gibi “İslamiyet Avrupa’dan gelse Müslüman olacaksınız!”. Müslümanlığı sadece kimliğimizde sahiplenen bizler, emirlerini geri planda bıraktık. Avrupa kültürünü aldık, kullandık ve onlar artık bu eskidi deyince bizde attık. Yani bizim rotamızı artık kendimiz belirlemiyoruz, pusulamız yazılmış, haritalarımız çizilmiş ve biz sadece onların yön vermesiyle oynayan birer oyuncuyuz. Senaryomuz başkaları tarafından oluşturulmuş. Hayatımız bir ‘‘Truman şov’’

Filmin içeriği şu; kişiyi doğumundan 30 yaşına kadar filme alıyorlar o dışında herkes oyuncu ve kişi etrafındaki kişilerin birer oyuncu olduğundan haberi bile yok, yani senaryo yazılmış çizilmiş sadece…
Bizim hayatlarımız da aynen filminde olduğu gibi seyrediyor.

Özeniyoruz, özenti içindeyiz. Evlilik gibi kutsal bir müessese de bile başkalarının fikirlerini paylaşıyoruz eşimizle. Mesela bir şarkıyı başkası yazmış, başkalarının duyguları katılmış fakat biz bu bizim şarkımız diyebiliyoruz. Kendimizi aslında kukla yerine koyuyoruz başkalarının fikirleriyle. Allahü Teâlâ, Kur’an-ı Kerim de yer alan birçok Ayet-i Kerimede “Düşünmez, akıl etmez misiniz?” diye buyurmaktadır, peki siz başkalarının fikirleri üzerinden mi düşünüyorsunuz? Sizin aklınız yok mu? Hayatın her alanında moda çizgisini aşmıyor, düğünde bu gelinlik; alışveriş de bu kıyafet moda diyorsunuz. Hep başkaları belirliyor sizin ne giyeceğinizi, siz karar veremiyorsunuz. Yiyeceğiniz, içeceğiniz şeylere kadar modanın kölesi olmaya başlamış, yeni açılan bir mekânı ziyaret ve çok fazla tercih edilen ortamlara gitmek gösterişi; yer bildirimi yaparak yenilen yiyeceklerin fotoğrafını paylaşmak riyayı zirve noktasına ulaştırmıştır. Başkaları bizim adımıza tüm hareketlerin yönünü belirlemiş, zaman, mekâna ve gündeme göre de modanın sadece rengi değişmektedir. Kapitalist düzen kahveyi karton bardağa koyup size fahiş fiyata satar. Öyle bir reklam yapar ki sanırsınız hayatın vazgeçilmezi. Markette Kahvenin paketi taş çatlasa 10₺ her neyse bu konu uzar gider böyle…

İslam’da düğün kavramı asırlardır üzerinde durulan bir konudur. İslami düğün nasıl olmalı?” dediğimizde aldığımız cevap bellidir. ‘‘İslam esasları gözetilerek olmalı’’ peki gerçekten İslami kurallara göre düğün yapıyor muyuz? Mesela beyaz gelinlik İtalyan modacıların ortaya çıkardığı Avrupa âdetidir. Osmanlı ve Türk kültüründe beyaz gelinlik yoktur. Beyaz gelinlik giyilmez demiyorum, giyilebilir ama gördüğünüz gibi düğünümüzde giydiğimiz gelinlik bile bize ait değildir. Biz sadece bir piyon ve oyuncuyuz. Bizi yönetenler göz boyama taktiğiyle çoktan en kutsal değerimiz olan düğünlerimizin içine bile sızmışlardır. Maddi açıdan kız tarafının erkeğe yüklenilmesi, büyük tüccarların kazançlarını arttırmak için batıdan getirmiş olduğu başka bir senaryodur. İslami açıdan ele alırsak erkek tarafının kız tarafına, kız tarafının erkek tarafına yüklenmesi doğru olmaz. Evlilik borç ödeme değil, bir ibadettir. ‘‘Erkeği gırtlağa kadar borca sok gel o aileden mutlu bir yuva bekle’’ diyor bir vaazında Timurtaş Hoca (rahmetullahi aleyh), düğünler zenginleri daha fazla zengin etmek için kapitalist sisteme hizmet eder.

Bir de evlilik hayatta bir defa oluyor diyerek, helal ve haram çizgisi aşılmamalı, Ayet-i Kerime ve Sünnet-i Seniyye dikkate almalıdır. Haramlar bir geceliğine helal hale gelmezler. Mesela kadın erkek bir arada düğün yapmak, kol kola dans etmek ve halaylar bizim âdetimiz değildir. Dünya savaşları, Çanakkale savaşında ülkemizi alamayan düşmanlar, batılı ve modernizm hayatının zorla benimsetilmesi gayesi etrafında toplanmışlardır. Evliliğin içi oyulmuştur. Batılılara benzemek için balolar, içkili barlar, içkili düğünler ve hayatın her alanında kendini gösteren açıklık yaygınlaştırılmıştır. Meşru ilişkiler normal karşılanır hale gelmiştir.

Toplumda büyük bir çoğunluğun benimsediği bir davranış karşısında Herkes bu şekilde yapıyor, yapmazsam ayıplanırım, dünyaya bir daha mı geleceğiz?demek İslam’a ve Müslümana aykırı bir sözdür. Herkes ateşe giriyor diye sende ateşe girer misin? Hayır, girmezsin değil mi? Öyleyse İslam’ın kurallarını hayatımızın her köşesinde gözetmemiz gerekmektedir. Günümüzde düğünler artık çığırından çıkmış, Avrupa’daki salon düğününü kendi örf ve âdetimizmiş gibi benimseyip, Müslüman kimliğimizi unutarak yaşantımıza dâhil etmiş bulunmaktayız. Anadolu düğünlerine bakacak olursanız, kadınlar ayrı erkekler ayrı mekânlarda eğlenceler düzlenmekteydi. Örneğin bizim eskiden beri töremiz ve Osmanlı Kültürünü devam ettiren köylerimizde, düğün davetlerinde erkekler güreş müsabakası düzenleyip, güreş tutar, kadınlar da kendi aralarında eğlenirdi. Gelin yeşil veya kırmızı duvak giyer, ata biner kimse gelinin yüzünü dahi görmeden damat evine götürülürdü. Haram bir ortam oluşturmadan düğünler yapılır kız ve erkek evlenir ve aile saadeti sağlanırdı. Erkek tarafının maddi durumu yeterli değilse baskı kurulmaz, evlilik sonrası eşler birbirine destek olur, dünyalık için kalp kırılmazdı. Çevre köylerden gelip damat ve geline destek olurlardı. Önemli olan noktanın gönüllerin aynı noktada birleşmesi, mutluluk ve huzurunda gönüldeki muhabbetten geçtiği bilinirdi. Erkekte kadın da kanaatkârdı. Kendilerine Hazreti Ali (radıyallahu anh), ve Hazreti Fatıma’nın (radıyallahu anha), düğünlerini örnek almışlardı. Düğünler yapılırken önce İslam sonra örf ve adet kurallarına uyulurdu. İslam’a uygun olan örf ve adetler özenle seçilir, batıl olan geleneklere yer verilmezdi. Kur’an-ı Kerim’in ve Mevlidi Şerifin okunduğu sohbetli düğünlerde yine erkek kadın ayrı mekânlarda bulunur yemekli düğünlerde de bu çizgi korunurdu.

Düğünlerde imkân dâhilinde yemek vermek (velime) Sünnettir. Bunun için maddi imkânı olan yemek vererek bu mübarek günde hayır işleyebilir. Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed (sallalahu aleyhi ve sellem):

“Bir koyun (keserek) bile olsa, velime yemeği yapınız.” (Müslim, Nikâh, 79, 80) buyurmuştur.

Fakat burada da durulması gereken ince nokta yemek verme Sünnetini bir gösteriş olmaktan sakındırmaktır. Hadis-i Şerif de “…üçüncü günde yemek vermekte ise şöhret ve gösteriş (kokusu) vardır.” (Ebu Davud). Buyrulmuştur. Şafii mezhebinde düğün yemeği vermek vacip iken Hanefi mezhebinde sünnettir. Fakat Hadis-i Şerifte de belirtildiği gibi Allah rızası için değil de cömert denilsin diye yapıldığı zaman bu düğün sahipleri mahşerde Riyakâr olarak teşhir edileceklerdir.

Kur’an-ı Kerim’in ve Mevlidi Şerifin okunduğu düğünler yapılıyor, okunması hoş ve Allah rızası, Peygamber Şefaati içindir, lakin biri konuşurken diğerinin Kur’an-ı Kerim okuması hiç hoş değildir. Birçok İslami düğünde bu ortam sağlanmıyor. “Kur’an-ı Kerim okunduğu zaman onu dikkatle ve sessizce dinleyiniz ki, size rahmet edilsin.” (A’raf, 204) Ayet-i Kerime de de belirtildiği gibi Kur’an-ı Kerim okunduğu zaman dinlemek farzdır. Bunu bilmemiz ve bu ortamı her şekilde sağlayacak düğün organize etmemiz gerekir.

Bir yanda yemek masası, iyilik adı altında yemek verilmekte; bir yandan da bir org girer meydana darbuka eşliğinde, ses bangır bangır. ‘’Şaziye’de kaçmış Osman’a çek dünyanın kahrını vur vur rakı bira şaraba’’ şarkısı eşliğinde Müslümanım diyen aile beraber alkış tutmakta, Avrupalılar gibi erkek-kız karışık göbek atıp gerdan kıvırmaktadır. Ben sizin Mahrem evinize misafir gelsem kızını çağır gözümün önünde dans etsin bende alkış tutayım desem ne dersiniz? Peki, düğünde kızın oynarken başkalarının alkış tutmasından neden rahatsız olmuyorsun. Düğünlerde son ses müzik, salonda (veya meydanda) onlarca kadın erkek bir arada, Alkol alıyor musun? Diye soranlara; Asla içmem ama ortamına göre! Diyerek içki içenler. Nihayetinde bir çift evleniyor, mutlu günleri, kurtları dökmek en doğal(!) hakları! İçkide içilecek göbekte atılacak değil mi ya! Medeniyet bize bunu emrediyor ve bunlar çağdaş olmanın ilkeleri! Gerdan kıvırıp göbek atmayınca, bir kızla erkek arkadaş olamayınca çağdaş olunmuyor. Ecnebiler ne yaptıysa onu alıyoruz. Ahlaksızlıklarını sahipleniyor, düğünde çalınan oyun havasında ’Rakı içtim sallanıyorum bak yine efkârlanıyorum’’ şarkıları eşliğinde kapalı-açık, kadın-erkek herkes oynuyor. Kocaları da alkış tutuyor karısına kızlarına neymiş efendim düğünmüş, şarkı harama teşvik ediyor. Şarkıyı geçtim yabancı erkekle kadının bir arada olmasına İslam asla müsaade etmiyor yani haram, onu da geçtim oynuyor göbek atıyor. İşte bundan sonra gel de Müslümanım de. Senin Hristiyan’dan bir farkın olmalı onların ahlaksızlığını düğün gibi kutsal bir organizasyona lanse etmek akıl karı mıdır? Yukarıda da yazdığım gibi, kuralları başkası çizmiş biz oyuncuyuz ve o kurallara göre oynuyoruz. Dikkatli olmak gerekiyor öyle değil mi? Bu modernizm akımının kültürümüzü parçaladığı bir volkan patlaması, bir feryattır görenler için. ( Devamı için tıklayın … )

Yazan : Mustafa Kuş

Yorum Gönder

“Evlilik Ve Düğün” üzerine 6 yorum

  1. Selamün aleyküm Mustafa hocam. Bu yazı benim için çok faydalı oldu , yakın zamanda bir düğün vaazında bu konulardan bahsedebilirim ve bahsetmeliyim . Allah razı olsun

  2. Selamünaleyküm “Şafii mezhebinde düğün yemeği vermek vacip iken Hanefi mezhebinde sünnettir.”
    Hocam bu cümlede bilgi yanlışı var sanırım. Bildiğim kadarıyla sadece hanefi mezhebi farz-vacip-sünnet şeklinde ayrım yapıyor, diğer mezheplerde farz-sünet şeklinde bir arım söz konusudur tam tersi yazılmış gibi. Çok önemli değil sadece bir yanlışlık varsa düzeltilmesi için söylemiş bulunmaktır amacım. İyi günler.

    1. Aleyküm selam hocam baktım alığım kaynağa bir yanlışlık yok, detaylı incelerim inşallah…

  3. Tam da isabet ve tevafuk oldu benim için bu yazı çünkü şimdi bizim burda iki düğün var ikiside birbirinden beter adam milleti harama zinaya devet ediyor ve yetmiyormuş gibi düğüne(harama ) icabet edenlere Allah razı olsun diyor ben çok hayet ettim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.